Bu Senin Hikayen
 
ANASAYFA   HİKAYELER   HİKAYE GÖNDER   BİZE ULAŞIN   VİDEOLAR   EĞİTİM   FOTOĞRAFLAR
feridun amcam neden bilgisayar öğrenmek istiyor?
Gönderilme Zamanı: 25.11.2008 23:54:07
Okunma(4103) Toplam Puan(120) Oylama(12)
Ben, Ferudun Yeginler, 1943 Eskisehir dogumlu, ilk okul mezunu, isci emeklisi, % 68 gorme engelli, yasam denen bu alemde hic evlenmemis yalniz yasayan bekar biriyim…Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Ogretiyor bu teknoloji harikasini ve uzantisi olan interneti ogrenmek icin 65 yas olgunlugunda ve % 68 gorme engelli biri olarak neden boyle bir kursa katiliyorum? Bu soruya en guzel cevabi verebilmek icin bunu size yasanmis yasanan ve bir omur boyu da yasanacak olan ilginc ve ilginizi cekecek ozel ve cok guzel bir oykuyle yansitmak istiyorum.Bu soruya konu olan oykumuz bundan 14 yil once bir son bahar mevsiminde 21 eylul Carsamba sabahi tatli bir tesadufle basladi. O Carsamba sabahi saat 05. 56 siralarinda uyandim.Sabahin bu issiz los ve alaca karanliginda uzaklardan iki inatci ve gurultucu horozun issizligi biz gibi delen ve birbirleri pesisira uzun ve ahenkli otuslerini bir an olsun dinlemenin mutlulugu icinde her sabahki aliskanligimla yatagimin basucunda duran kucuk el radyomu actim.O yillar da TRT radyolari yayinlarina saat 06. Oo ‘da basladiklari icin bu bir kac dakikalik sureyi doldurmak uzere radyomun istasyon arama dugmesini orta dalga bandinda gelisiguzel ceviriyordum ki, derinlerden bir bayanin Turkce sozlerini duymaya basladim.Bu nazik bayan, kibarca ve etkileyici ses tonuyla Turkce’ yi ve Turk Dilini akici İstanbul sivesiyle oylesine kusursuz ve guzel konusuyordu ki, o an purdikkat bu bayanin sozlerini ilgiyle ve merakla dinlemeye basladim. Sevgili bayan dinleyicilerim ben Mariya, bana her konuda duygu ve dusuncelerinizi yazabilir soru ve muzik isteklerinizi iletebilirsiniz.Bulgaristan’da yasayan hisim, akraba, dost ve yakinlariniza muzik mesajlarinizi muzik selamlarinizi gonderebilirsiniz. Adresimiz, Bulgaristan Milli Radyosu Turkce Yayinlar Servisi Kadin Sohbeti Programi Sofya Bulgaristan haftaya Carsamba sabahi yeni bir programda yine sizlerle beraber olmanin mutluluguyla sizlere saglikli ve mutlu bir hafta sonu gecirmenizi candan diliyorum. Mariya hanimefendinin bu sozlerinden sonra yayin da sona ermisti. İnanamiyordum inanamamistim bir Bulgar bayanin Turkce’yi Turk Dilini boylesine kusursuz ve benden de guzel konusuyor olmasina bir anlam verememis onu bu bir kac dakikalik sure icinde zevkle keyifle dinlemistim. Turkce’yi Turk Dilini boylesine kusursuz ve guzel konusan bu Bulgar bayanin kim oldugunu ve bunun sirrini ogrenecektim ve ogrenmek icinde bu programa bir mektup yazmaya karar verdim. Mektubumu yazarken dusunuyordum bu mektubun bundan sonraki yasamimda bana ne gibi faydalari olacaginidusunuyordum cunku o yilin basinda emekli olmus emekliligimden kaynaklanan bos vakitlerimi en iyi bir sekil de degerlendirebilmek icin yeni arayislar icine girmistim. Bu dusunceler icinde cocukluk yillarimi animsamaya basladim. Ben, ilk okulu Balikesir’in en eski egitim kurumlarindan olan ve 1864 yilinda kurulan Alisuuri ilk okulunda okumus 3. ve 4’ncu siniflarda ust ustte iki yil kalarak yedi yilda zorlukla bitirebilmistim. Bir yilda sanat enstitusune gittim. Ama o yilda da sinifta kalinca o yillarda otobus soforlugu yapan babam senin okumaya niyetin yok yanima gel bari de elinde bir zeneatin olsun diyerek beni yanina muavin olarak ise almisti. Daha tam olarak cocuklugumu yasayamadan is hayatina atilmistim. İs yasaminin agir zor ve kural tanimaz carkinda yillar yili calismis okumayi cok sevdigim halde okuyamamanin ezikligini ve eksikligini ise tum yasamimda icimde kanserlesmis kanayan bir yara halinde tasiyor olmustum. Okumus yuksek tahsillerinitamamlayarak toplumicinde sayginligi olan kariyer sahibi insanlara karsi icimde onlenemez bir tutkuyla hayranlik duygusunu tasiyor olmustum. Her zaman her yerde ve her vesileyle okumus yuksek tahsilli nazik bayanlarla kibar beylerle bir arada olmayi yeglemis ama tahsilimin yok denecek kadar az olmasi yaptigim is ve oturdugum muhit itibariyle buna bir turlu muvaffak olamamis ve tum bu degerler icimde bir ukde olarak kalmisti. Okumayi cok sevdigim halde okuyamamistim ama Turkce’ye Turk diline Turk edebiyatina asiktim. Dilimi her yerde korumaya onu yukseltmeye ozen gosteriyordum. Cunku dilim benim namusumdu namusumu korumakta her Turk vatandasi kadar ulvi gorevlerimden biri olmaliydi. Turkiye’ye dost ve komsu kucuk bir Balkan ulkesi olan ve baskenti Sofya’dan radyo yayinlari yapan bu kucuk devletin radyo calisanlari da Turkce’yi Turk Dilini en az Mariya hanimefendi kadar guzel konusuyor olmaliydilar. Ulkelerindeki cesitli universitelerin Turkoloji Turk Dili veEdebiyati kursuleriyle Basin Yayin ve Gazetecilik Yuksek okullarini bitirmis bu yuksek tahsilli nazik bayanlarla kibar beylerle mektuplarim araciligiyla iletisim kuracak ve onlarla uzun cok uzun yillar surecek dostluk ve arkadaslik iliskileri icine girecektim.15 gun sonra yine bir Carsamba sabahi Kadin Sohbeti programinda Mariya hanim kendisine ve programina ilk kez yazip gonderdigim mektubumu tamamiyle okumus bana tesekkur etmis ve beni mahalli ses sanatcilarindan Kadriye Latifova’nin soyledigi Alisimin kaslari kara Rumeli turkusuyle selamlamisti. O sabah radyomun basinda duygulu anlar yasamis programi ve bana armagan edilen turkuyu zevkle keyif alarak dinlemistim. İlk iki ay sadece bu programa sonraki aylarda da bir haftalik programlarin hepsini birden devamli dinledigim icin tumune yazmaya basladim.İlk gunlerde radyo dinlemenin zorluklarini yasamistim. Her sabah daha horozlarin yeni yeni otmeye basladiklari bir zamanda kalkmak ve radyo dinlemek bana cok zor gelmisti. Ama sonraki gunlerde bu zorluklara alistim. Her sabah kurulmus bir saat gibi zamaninda kalkiyor radyomun basina gecip yayinlari dinlemeye calisiyordum. Radyoda programlari hazirlayip sunan yeni dostlarimdan Mariya Mateeva ve Vera İvanova isimli Bulgar bayanlar Turkce’yi Turk dilini cok guzel ve kusursuz konustuklari gibi sesleri de birbirlerine cok benziyorlardi.Turkce Yayinlar Bolumu’nde Mariya Mateeva, Vera İvanova, Neli Dimitrova, Violeta Buzeva, İna Toskova ve sonraki yillarda da Tanya Blagova isimli Bulgar bayanlarin yanisira Mujgan Baharova, Sevda Dukkanci, Sevkiye Cakir, Osman Aziz, Beyhan Necip, Naci Ferhadov ve Ahmet Ali isimli Turk asillilar da calisiyorlardi. Muzik redaktorleri ile ses operatorleri ve teknik calisanlarin hepsi Bulgar calisanlardi. Bulgaristan Radyosu Turkce Yayinlarinin sefligini ise Aleksandir Cobanov isimli bir beyefendi yapiyordu. Radyo program yazilari Merkez Haber Dairesi calisanlari tarafindan hazirlanip Bulgarca yaziliyor Turkce Yayinlarina aktariliyor burada calisan reraktorler tarafindan Turkce’ye cevrilip programlarda yayinlaniyorlardi. Radyo da calisan Mariya ve Vera hanimlarin disinda diger calisanlar Turkce’yi Turk dilini yeteri kadar uslubuna, gramerine konusma kurallarina uygun olarak konusamiyorlar cumle dusuklerine neden oluyorlardi. Onlarin bu vurgu, uslupve kural disi eksik hatali sozlerini radyo yayinlarindan duydugum sekilde bir gun lazim olur dusuncesiyle defterime not ediyordum. Kadin Sohbeti programina sadece bayanlari ilgilendiren ilginc mektuplar yazip gonderiyordum. Bu programa Turkiye’nin yanisira Yunanistan, Bulgaristan, Avusturya, Almanya, Belcika, Hollanda ve İsvec’te yasayan bayanlar mektuplariyla katiliyorlardi.Bir gun, Kadinin sirtindan sopayi karnindan sipayi eksik etmeyeceksin atasozunu programa yazmis ve bayan dinleyicilerden bu konu hakkinda duygu ve dusuncelerini mektuplarinda dile getirmelerini rica etmistim.Kadinlarimizi erkekler karsisinda kucuk dusuren onlari rencide eden bu atasozu hakkinda bayan dinleyiciler duygu ve dusuncelerini, gorus ve elestirilerini mektuplarinda acikca yazmislar ve tepkilerini dile getirmislerdi. 1996 yili Ekim ayi ortalarinda Hurriyet gazetesinin Kelebek ekinde Kitaplar Kosesi bolumunde bir kitabin varligi dikkatimi cekmisti.“ Kirmizi Kapli Defterâ€� isimli bu kitabi Yargitay Sekizinci Ceza Dairesi Baskani İ. Naci Unver beyefendi yazmisti. Megakentlerin ve metropollerin varoslarinda yasayan kirsal kesimlerden gelip yasamlarini buralarda geciren kadinlarin acilarla dolu hayatlarini konu alan ve onlarin sorunlarini irdeleyen bu kitabi alip Mariya hanima gondermeyi dusundum. Ama tum aramalarima ragmen bu kitabi Balikesir’deki kitapcilarda bulamayinca yazarin kendisine ozel bir mektup yazarak kitabini bana odemeli olarak gondermesini kendisinden rica ettim.Bes gun sonra yazar kitabini bana armagan ettigini kisa bir yaziyla bildirmis ve ozel bir kargoyla gondermisti. Bende bu kitabi Sofya’ya Mariya hanima gondermis o da bazi programlarinda bu kitaptan pasajlar okuyarak duygu ve dusuncelerini biz dinleyicileriyle paylasmisti. Burada “Kirmizi Kapli Defterâ€� kitabini bana armagan eden sayin İ. Naci Unver beyefendiyi sevgiyle, saygiyla ve hurmetle aniyorum. Bir gun bes programa birden yazmis dort programda yazdiklarima yanitlar almis ama Vera İvanova’nin hazirlayip sundugu Sizden Bize Bizden Size programina yazdigim mektubuma yanit alamamistim. Bu duruma uzulmustum ama ustunde fazla durmadim herhalde diyordum Vera hanim programina yazdigim konuyu begenmedigi icin programina almamistir. Bende bundan sonra programlarina yazmaz devamli bir dinleyicisinden mahrum olur diyordum. Ama sonraki haftalarda da programlara gonderdigim mektuplarima cevaplar alamamaya basladim. Mektuplarima programlarinda yervermeyenlerin hic birisine yazmiyordum. Programlarina uzun zamandan beri yazmadigim dostlarim bize uzun zamandan beri mektup gondermeyenBalikesir’li dostumuz Ferudun Yeginlere bu Bulgar halk sarkisini armagan ediyoruz deyince yufka yuregim bu duruma daha fazla kayitsiz kalamiyor ve yine o yazmadigim programlara da yazmaya basliyordum. Programlarda her cesit muzige yer veriliyordu. Ben programlara yazdigim mektuplarimda her zaman Bulgar halk sarkilarina, turkulerine, horolarina, eski kent sarkilariyla ,kent romanslarini oncelik veriyor Bulgaristan’da yasayan hisim,akraba,dost ve yakinlarimizi bu muziklerle selamliyordum. Bazen akrabalarimiza telefon ediyor radyodan kendilerini selamladigimi bildiriyordum.1998 yili ilk baharinin son haftasinda Kadin Sohbeti programinda Mariya hanim programini son kez hazirladigini soylemis 1963 yilinda kurdugu ve 35 yildan beri hazirlayip sundugu bu programina mektuplariyla katilan bayan dinleyicileriyle beraber programin tek erkek dinleyicisi olarakta bana tesekkurlerini sunmus ve bizleri Nese Karabocek’in soyledigi Sanki seninle kirk yillik dostgibiyiz ikimiz sarkisiyla selamlayarak aramizdan ebediyen ayrilmisti. Mariya hanimin ayrilmasiyla bu programi bir baska arkadasi hazirlayip sunmaya baslamisti. Bu programa yine yaziyordum ama her programda da Mariya hanimi ariyordum. Onun aramizdan ebediyen ayrilmasiyla sanki bir yakinimi kaybetmis gibiydim ve bu ayriliga daha fazla tahammul edemeyerek kendisine uc sayfalikbir dostluk mektubu yazdim. Sadece dostlugu irdeleyen bu mektubumda kendisine o yil Aysel Firmali isminde bir genelev patronicesinin yasamini konu alan “Sevgiye sevdaliyimâ€� adli kitabiyla birlikte bir resmimi de koyarak radyoya gonderdim ve mektubumun kendisine iletilmesini rica ettim. Ayrica mektubumda programlarda mektuplarimdan bazilarina yanit alamadigimdan da bahsetmis ve ilk kez Vera İvanova’nin mektubumu programinda yayinlamadigini belirtmistim. Ve kendisine olan kizginligimi belirtmek icin de Turk Edebiyati’nin unlu roman, hikaye ve arastirmaci yazarlarindan Salah Birsel’in Balıkesir kutuphanesinde okudugum eski İstanbul kahvehanelerini konu alan kitabinda yer alan buyuk unlu Turk ozan ve yazarlarindan Nazim Hikmet’in Golgesi adli siirini yazdim.GolgesiYa bu kadin delidir ya da ben cildirmisim,Ben ki, bir cok kereler kirilmisim kirmisimOmrumde duymamistim boyle derin bir aci,Birden onun yuzune haykirmak ihtiyaci,İcimde alev alev tutustu yangin gibi,Bir dakika kendimin olamadim sahibiHic olmazsa hincimi boyle alirim dedim,Yola magrur uzanan golgesini cignedim. O zamana kadarki yasamimda ilk kez bir bayana ozel bir dostluk mektubu gondermistim.Mariya Hanim da bu mektubuma karsilik bir bucuk ay sonra bana cevabi bir mektup gondermisti. Bu ozel ama sadece dostlugu irdeleyen mektubunda ise sunlari yazmisti.Sayin Ferudun Bey,On bir Mayis tarihli mektubunuz ve degerli armaganiniz beni derecesiz sevindirdi, cok cok duygulandirdi. İnanin bundan yaklasik uc yil once bir erkek dinleyicisi olarak Kadin Sohbeti programina gonderdiginiz mektubunuz da beni boylesi etkilemisti,hatta arkadaslarca ilgiyle okunmus, yorumlanmisti. Gerci, yillar yili bayan dinleyicilerimizden pek cok mektup almistim, hem birbirinden guzel calismalarima esin kaynagi olmus mektuplardi. Ancak bu kez erkek dinleyiciden olmasi, ozellikle dikkat cekiciydi, adeta bir olaydi dersem yanilmam.Kurucusu, yapimcisi ve sunucusu oldugum bu programa bundan sonra gonderdiginiz mektuplarinizin tumunun fotokopilerine sahip oldugumu da belirtmek isterim.Evet, size her zaman yanit vermeye, isteklerinizi yerine getirmeye calistim.Memnuniyetinizi bildirerek sahsen bana verdiginiz yuksek degere ben de candan tesekkur ederim. Ayrica “Sevgiye Sevdaliyimâ€� kitabina da bir okadar tesekkurlerimi sunarim.Sag olun var olun hep boyle Bulgaristan dostu olun. Yasasin Turk- Bulgar, Bulgar- Turk dostlugu… 1995’İN Ocak ayinda Kadin Sohbeti’nin otuzuncu yildonumuydu.Ozel program hazirlamistim ve bu program radyonun Altin Fonuna girmisti.Daha o zaman bu calismalarimi noktalamak, baskasina devretmek istemistim.Ancak eleman yetersizliginden surdurmek gerekiyordu. Simdi de, emekli olarakta, simdiye kadar oldugu gibi Sofya Universitesi’nin Turkoloji Bolumu’nde ogrencilerin dillerini cozmek, Tukce’yi sevdirerek onlara yardimci olmak icin genclerin karsisinda sohbetlerimi surdurmeye, ote yandan yillar yili oldugu gibi cevirmenlikle Bulgar – Turk dostluguna katkida bulunmaya devam etme kararindayim. Gecen Aralik ayinin bir sohbetinde Turkiye Basbakani sayin Mesut Yilmaz’in esi Berna hanimdan sozederken iki gunluk Bulgaristan ziyareti suresince kendisine cevirmen olarak eslik ettigimin belki de farkina varabildiniz mi?Vera İvanova’ya iliskin size biraz bilgi vermem gerekiyorartik. Boylece sohbetlerimde soyleyemedigimi bildireyim bu mektubumda. Efendim, biz kizkardesiz.Kendisi Sofya “Kliment Ohridski Universitesi’nin Turkoloji Bolumu’nde ogretim uyesi, docent olmasina ragmen yillar yili Turkce Yayinlar Bolumune ozveriyle yardimi dokunan bir kisi…Bunun disinda yillardan beri Turk – Bulgar zirve gorusmelerinin cevirmeni olmus, cumhurbaskanlari, basbakanlar, bakanlar duzeyinde son zamanlarda da gerceklesmis ziyaretlere cevirmen olarak katilmistir. Kimbilir belki de televizyon haberlerinde gormussunuzdur, ancak bunun Vera İvanova oldugunu tahmin edememissinizdir tabii…Kendisine alinmaniz yersiz dogrusu, cunko o da program yapimciligi ve sunuculuguna ara vermis bulunuyor. Anlasilan sozettiginiz programi sunan ya baskasi, ya da mektuplariniz onun eline gecmis degil… Degerli dinleyicim Ferudun bey, bana gelince ben İstanbullu Bulgarlardanım.Genc kizken geldigim Sofya’da dunya evine girdim. Evli olup ressam olan bir oglum ve Bulgar Folklor Enstitusu’nde gorevli bir kizim var. Bu Yaz sik sik Sofya disinda olacagimdan oturu bundan boyle, gunlerden bir gun yine bana yazma gereksinimi duyarsaniz, mektuplarinizi rahatlikla radyoya gonderebilirsiniz elime gecmemesi imkansizdir. Ben ise yilbasi geldimi iyilik ve saglik haberlerinizi almak amaciyla size her zaman tebrik karti postalamaya soz veriyorum Ferudun bey.Zarfin icindeki resim, Kadin Sohbeti’nin onuncu yilinda, dinleyicilerimin israrli istekleri uzerine mikrofon basinda cekilmis bir resmim. Bir fotokopi olan digerine gelince, yillar once Bulgaristan ziyareti esnasinda “ Hemsehrim Mariya yanima gelsinâ€� diyen buyuk Turk ozan ve yazari, kitapligimda butun eserleri bulunan Nazim Hikmet’le cekilmis tarihi bir resimdir. Size saglikli mutluluk dolu gunler dilerim. Sayin kizkardesinize de sevgiler, saygilar, selamlar!Mariya MATEEVA, 16 Haziran 1998 - Sofya Mariya Hanimefendinin bu sicak ve samimi dostluk mektubunda yazdiklari karsisinda onun ve kizkardesinin sirlarini da ogrenmistim.Turkce’yi Turk dilini boylesine harikulade guzel konusan bu gercek Turk dostlarimla gurur duyuyordum. Mariya hanimefendiyle 1994 yili son baharinda tatli bir tesadufle baslayan radyo dostlugumuz artik ozel dostluk duygu ve dusuncelerimizle bir omur boyu surecekti.Su an Sofya 1’nciâ€� Mladostâ€� bloklarinda oturan saygideger dostum manevi ablam sayin Mariya Mateeva hanimefendiyi bu satirlarda sevgiyle saygiyla ve simsicak dostluk duygularimla can-i gonulden selamliyor saglikli mutlu uzun omurler gecirmesini candan diliyorum.Radyo dinleyiciligim ilk gunku heyecanimla ve tum hiziyla devam ediyordu.Artik Bulgaristan’i tum degerleriyle ogrenmeye baslamistim. Radyodan her yil ilk bahar yaz - son bahar-kis mevsimlerinde ileri ve geri saat uygulamalarinda degisen yayin frekanslarini yansitan program cizelgeleri gonderiyorlardi. Bu program cizelgeleriyle birlikte dinleyici anketleri icinde bizlere sorular yonlendiriliyordu. Ben Turkce Yayinlar Bolumu’nun devamli bir dinleyicisi olarak bu sorulara her zaman cevaplar veriyor mektuplarimi radyoya gonderiyordum. 1999 yili son baharinda gonderilen program cizelgesiyle birlikte bir de yarisma bildirisi yer almisti. Bu bildiride bu yil sonunda innsanlik İkinci Bin Yilligi ugurlayara, Ucuncu Bin Yilliga adim atacak. Dunyanin degisik ulkelerinde bu vesileyle degisik etkinlikler, ugurlama ve karsilama torenleri icin yogun hazirliklar yapiliyor.Bulgaristan Radyosu olarak bizler de dinleyicilerimiz arasinda iki soruluk bir yarisma duzenledik. İste sorularimiz: Birinci soru:- 20’nci yuzyili hangi olay veya olaylariyla hatirlayacaksiniz? İkinci soru:- 20’nci yuzyilda meydana gelen hangi olayin 21’nci yuzyilda da yasanmasini istemezsiniz? Bu sorularimiza yazacaginiz yanitlar iki sayfayi asmamali.Yarismamiza gondereceginiz mektuplar en gec 31 Ocak 2000 tarihini tasimalidirlar.En guzel ve en ilginc yanitlar gonderen dinleyicilerimize odullerimiz var.Katilacak butun dinleyicilerimize basarilar dileriz. Yeni yayin doneminde de birlikte olma dilegiyle Bulgaristan Radyosu Turkce Yayinlar Bolumu. Bu yarismayla ilgili anonslar yayinlarda ve program aralarinda devamli tekrarlaniyordu.Bu odullu yarismaya katilacaktim. Odulun ne oldugu yazida belirtilmiyordu ama bu yarismanin birinciligini kazanan talihliye iki hafatalik Bulgaristan ziyareti odulu verilebilecegini tahmin ediyordum. Daha once 1994 yilinda yapilan odullu bir yarismada da İzmir’e bagli Menemen ilcesinden bir dinleyicinin birinci olmasi nedeniyle 10 gun Bulgaristan ziyaretini kazandigini bir programda soylemislerdi. Bir gun yine bazi programlara yazmis Cuma Sabahlari yayinlanan Acisiyla tatlisiyla mektuplariniz ve Pazar aksamlari yayinlanan Haftayi ugurlarken programlarini hazirlayip sunan N. Dimitrova isimli hanim Haftayi ugurlarken programinda mektubumu yanitlamamisti. O gunden sonra 20 ay Neli hanimin hazirlayip sundugu programlarin hicbirisine mektup yazip gondermemistim. Yarisma sorulariyla ilgili bilgileri toplamak icin Balikesir’deki kutuphaneleri dolasiyor notlar aliyordum. Bu yarismayi mutlaka birinci olarak kazanacaktim.Buna kendimi inandirmis sorularla ilgili cok ilginc bilgilere ulasmistim.Yaklasan Noel Bayrami ve Yeni Yilla ilgili radyoda calisan bazi dostlara Unicef’in kartlarindan almis bunlari yazarak radyoya gondermistim. Radyo dinleyiciligimde altinci yilimi dolduruyordum ne zaman programlara mektup yazsam Bulgar dostlarimi dusunuyor onlari radyodan dinlerken de seslerinden tanimaya calisiyordum. Biliyordum ki, onlarda beni mektuplarima yazdigim duygu ve dusuncelerimden tanimaya calisiyorlardi. 2000 yilina girdigimiz yil Turkce Yayinlari’nda bazi degisiklikler yapildi yayin saatleri degistirildi. Turkce Yayinlar Bolum Sefligine daha once yayinlarda reraktor olarak calisan Turk asilli Ahmet Ali bey atandi. Yarismayla ilgili yazilarimi buyuk bir ozveriyle yazmaya basladim sorulara daha doyurucu ve tafsilatli yanit verebilmek icin yazilarimi hem kucuk hem de sik yazmaya ozen gosteriyordum. Zaten mektuplarimdaki yazilarimi her zaman kucuk yazmaya alistigim icin program yapimcilari her zaman sikayet ediyorlardi. 2000 Yilininortalarina dogru radyo calisanlarindan bazilarina gonderdigim kutlama kartlarinin hic biri icin ne bir tesekkur ne de onlardan tek bir yanit alamayinca bu duruma fazlasiyla uzuldum mademki diyordum onlar bana bir teskkuru cok gorduler bende onlarin bu yarismalarina katilmayacagim.İki aydan beri bu yarisma sorularina cevap yazabilmek icin Balikesir’deki tum kutuphanelerdeki kitapalardan okuyarak yazdigim bilgileri iceren iki sayfalik mektubu buyuk bir hincla yirtarak sobaya attim. Ama ne kadar hatali davrandigimi bir kac gun sonra cok daha iyi anladim.Ofkeyle kalkmis zararla oturmustum ben bu radyonun devamli bir dinleyicisiydim bu yarismaya bir dinleyici olarak katilmayacaksam artik aktif radyo dinleyiciligime de son vermem gerekecekti.Yarismanin son katilma tarihine iki gun kala daha once aklimda kalmis yarisma bilgilerini iki sayfa yazarak radyoya gonderdim. Subat ayi basinda yarismayla ilgili kazanan dinleyicileri radyoda muzik redaktoru ve sonradan ogrendigime gore dinleyici mektuplarini reraktorlere yonlendiren kisi olarak Tatyana Tabakova, aciklamis ve beni yarisma sorularina en ilginc ve doyurucu bilgileri yazdigimi soyleyerek yarisma birincisi olarak ilan etmisti. Mutlu olmustum hem de cok mutlu ama zaten kazanacagimi ve bu yarismada birinci olacagimi biliyordum.2000 Yili bir nisan gunu radyoda reraktor olarak calisan Neli Dimitrova isimli Bulgar bayandan 24. 03. 2000 tarihinde el yazisiyla yazilmis Turkce bir mektup aldim. Neli hanimin ilk kez yazip bana gonderdigi bu ozel dostluk mektubunda sunlar yaziliydi. Sayin Feridun Bey, sizlere coktandir mektup yazmaya hazirlaniyorum ama zaman darligi yuzunden simdiye kadar bunu basaramadim. Ben, Neli Dimitrova, Bulgaristan MilliRadyosunda 1977’den beri calisiyorum. İlk once Bulgaristan Turklerine yonlik yayinlar yapan redaksyonda, 1985’ten sonra ise Turkiye yayinlarindayim. Turkceye, Turkiye’ye karsi sevgime gelince, hersey Sofya Universitesi’nde basladi. Hocalarimdan Vera Samarcieva akici İstanbul sivesiyle beni adeta buyuledi.Diyebilirim ki, bu kursude kalmamin sebebi odur. Ben, muzikle ilgili biri kisi oldugum icin Turkcenin melodisini yumusakligini, ahengini cok begendim ve iste bu sevdam hala devam ediyor.Muzikle ilgileniyorum, dedim. Evet, kucuk yasimda BMRadyosu’na bagli cocuk korosuna katildim.Liseyi bitirinceye kadar bu toplulukta kaldim. Ardindan Sofya’nin “ Vassil Arnaudovâ€� Bayanlar Korosuna uye oldum. Simdi de korodaki varligimi surduruyorum. Bu koro sayesinde 1983’te Turkiye’yi ilkin ziyaret ettim. 1993’te de İstanbul’da konser verdik. Simdi ABD’nin Montana eyaletinde Temmuz ayinda duzenlenecek bir festivale davetliyiz. Ben, 46 yasindayim. İki kizim var. Buyugu Hollanda’da yuksek tahsiline devam ediyor.Kucugu ise bu yil lise mezunu. Mektuplariniz her zaman cok ilginc.Ben, yayinlarimizi her gun izlediginizi bildigim icin bir cok defa kendi programlarima, konularima degerlendirmenizi rica etmeyi dusundum. Objektif analinize bel bagliyorum. Elestiriye acik biriyim, oyle ki her seyi acikca soyleyebilirsiniz, darilmam. Zaten ben, kendi eksiklerimi duzeltirken yayinlarimizin daha yuksek duzeye cikartilmasina yardimci olacagimi dusunuyorum. Kusura bakmayin, sizi kendi problemlerimle mesgul ettim. Feridun bey, mektubunuzu sabirsislikla bekliyorum.Ya Radyo’ya ya da ev adresimize mektup atabilirsiniz. Size saglik ve dinclik diliyorum. Hosca kaliniz… Radyo calisanlarindan ilk kez bana boyle bir mektup gonderilecegini tahmin ediyordum. Alti yilini surduren devamli bir radyo dinleyicisi olarak calisanlar hakkinda birikimlere sahiptim. Neli hanimin bu ozel dostluk mektubuna cok sevindim ve mutlu olmustum. Ama bu sevinc ve mutlulugum fazla surmedi cunku bu yasima kadar ne bir kisiye ne de bir kuruma elestiri niteliginde hic yazi yazmamistim. Sehirde tanidigim bazi yuksek okul mezunu kisilere bu konu hakkinda danistim ama meramimi giderecek yanitlar almadim.Bir gun, Neli hanimin mektubunu yanima alarak Balıkesir Universitesine gittim.Kapida gorevli guvenlik memurlarina ozel bir konu hakkinda Fen Edebiyat Fakultesi’nde gorevli her hangi bir ogretim gorevlisiyle gorusmek istedigimi soyledim.Beni İbrahim Oluklu isimli bir ogretim gorevlisine yonlendirdiler İbrahim beyi universitenin ikinci katindaki odasinda ziyaret ettim. Ve kendisiyle tanisarak mektuptan da bazi pasajlar okuyarak bana bu konuda yardimci olmasini rica ettim. İbrahim bey, siz bu radyo yayinlarini alti yildan beri devamli dinliyorsaniz calisanlar ve hazirlayip sunduklari programlar hakkinda olumlu veya olumsuz bilgilere de sahipsinizdir dedi. Sahip oldugunuz bu bilgileri ve Neli hanim hakkinda bilgi ve elestirilerinizi ondan hic cekinmeden yazabilirsiniz dedi.İbrahim beyin bu sozleri beni fazlasiyla tatmin etti kendisine tesekkurlerimi sunarak yanindan ayrildim. Nisan ayinin sonlarina dogru kendisine dort gece de sabah kadar dokuz sayfa dolusu bir mektup yazdim ve zarfin icine de Neli hanimin bana gonderdigi mektubunda hatali ve yanlis kelime ve sozcukleri tashih ederek mektubu Sofya’daki ev adresine gonderdim.Neli Hanim da bu kendisine ilk kez gonderdigim ozel dostluk mektubuma yanit olarak bana bu kez uc sayfalik bir tesekkur mektubuyla karsilik vermisti. Neli hanim, bana gonderdigi bu ikinci ve ozel mektubunun basinda sunlari yazmisti. Sayin Ferudun bey, inanin ki, buyuk bir itina ile yazdiginiz mektuplarinizi bir solukta okudum. Bu mektuplariniz araciligiyla karsima yepyeni, tanimadigim, ic dunyasinin o denli zengin olan bir Ferudun bey cikti.Ben, insanin samimiyetine, kendini oldugu gibi gostermesi, ifade etmesine en yuksek deger bicerim. Bana karsi samimi olmayan, suni davranislar arzeden birine karsi her zaman onyargi ile yanasiyorum. İste siz, gonlunu, benligini diger insanlara acik tutan, onlara her zaman yardim etmek isteyen birisiniz. Bundan mutluyum, cunku gunumuzde boyle kisilere rastlamak zordur. Ferudun bey, mektuplarinizda ele aldiginiz butun konulara bir mektubumda deginmem olanaksiz. Ama mektuplasmamiz sirasinda bu da olacak. Programlarima yonelik fikirleriniz benim icin cok yararlidir. Farkina vardiginiz butun eksiklikler dogrudur yalniz size sunu vurgulamak istiyorum. Ben simdiye kadar elime gecen her mektubunuza yanit getirmisimdir. Kacirdigim mektuplariniz bana iletilmemistir. Bazen siz bir mektupta birkac program yapimcisina hitap ediyorsunuz. İste, bu mektuplar diyelim programindan bahsettiginiz Sevda Dukkanci’ya İna Toskova’ya verilmis ama bana verilmemistir.Ben, simdiden sonra illa “ Ferudun beyden mektup var mi?â€� diye soracagim.Cunku besbelli ki, arkadaslar digerleriyle pek ilgilenmezler yalniz kendi islerinin yolunda olmasina gayret gosterirler. Bu, ote yandan, mektuplari degerlendiren Tatyana Tabakova’nin da yanlisligi olabilir. Dinleyici mektuplarini ilgili programlara o yonlendirir.Bunu sorusturmak lazim. Tek sozle bizde koordinasyon denilen onemli bir kusur biraz fazla aksiyor. Neli hanimin sahsima ithaf ettigi iltifatkar ve guzel sozlerinin yani sira programlarda yanit alamadigim mektuplarim hakkinda da tafsilatli bilgi vermesi beni derecesiz sevindirmisti..Sonraki gunlerde aramizda simsicak cana yakin bir iliski baslamisti. Once birbirimize yazdigimiz mektuplarimiz da resimlerimizi gonderdik. Neli hanim, bana gecen yil yillik iznini gecirdigi Rodop daglarinda unlu bir kayak merkezi olan Rila otelinin onunde cekilmis bir resmini gondermisti. Bu sayede her ikimizde alti yillik bir hasreti resimlerden de olsa gidermenin mutlulugunu yasamistik. Biraz birikmis param vardi. Bu parayla o yil Bulgaristan’a ikinci kez ziyaret etmeyi istiyordum. Bir tasla iki kus vurmus olacaktim. Hem akrabalarimizi alti yil sonra ikinci kez gorup ziyaret edecek hem de Sofya’ya gidip Bulgaristan Radyosu Turkce Yayinlarinda calisan Bulgar dostlarimin hepsini ilk kez gorup tanimanin mutlulugunu yasayacaktim.Bu dusuncemi mektuplarimda Neli hanima da yazmistim. O da bana hangi ay gelecegimi sormus radyoda calisan mesai arkadaslariyla beraber beni gormek icin can attiklarini yazmisti.Nikopol’da oturan akrabalarimiza mektuplar yazmis ve kendilerini ikinci kez ziyzret edecegimi bildirmistim. Ama evinde kalacagim teyzemin kizi safra kesesinden ameliyat olmus diger teyzemin olgundan ise mektup alamamistim. Bu olumsuzluklar sonucu o yil Bulgaristan’a gitmekten vazgecmis bu dusuncemi Neli hanima da yazmistim. 20 Agustos aksami onunla yaptigimiz bir telefon gorusmemizde bana Sofya’ya gelip hem beni hem de radyo arkadaslarini gormek istiyorsaniz evimiz musait istediginiz zaman gelir istediginiz kadar evimde misafir olarak kalabilirsiniz deyince vizemi alir almaz hemen gelebilecegimi kendisine soyledim.Neli Hanimin beni evine misafir olarak davet etmesine ne kadar cok sevinmistim. Bu benim icin bir radyo dinleyicisi olarak hem sans hem de en buyuk oduldu.ve 15 Eylul 2000 tarihinde Cuma aksami İzmir’den Bulgaristan’ in Kircaali sehrine giden bir otobusle Haskovo’ya gitmek uzere otobuse bindim. 12 saatlik bir yolculuktan sonra ertesi gunun sabahi saat yedi otuz siralari Haskovo’ya vardik. Buradan saat dokuz da Sofya ‘ya giden bir otobuse bindim.Otobuste benimle birlikte seyahat eden 17 yolcu vardi. Dikkat ettim her yolcunun elinde bir gazete vardi. Bende bir gun once İzmir’den satin aldigim Hurriyet gazetesini okumaya basladim.Bu sirada yan tarafimda oturan genc erkek bir yocu bana Turk musunuz dedi?Evet, deyince isminin Hasan oldugunu ve Haskovo’da oturdugunu ve bir isletmede pilic uzerine calistigini soyleyen bu kisiyle koyu bir muhabbete basladik. Otobusumuz İstanbul – Sofya otobaninda hizla yol alirken Bulgaristan’in ikinci buyuk kenti Filibe ( Plovdiv’in) yakinindan gectik. Ve uc bucuk saatlik bir yolculugun sonunda Sofya’nin 18 – 20 katli bloklari gorunmeye baslamisti. İcimi bir heyecan firtinasi kaplamis ve tum vucudumu dalga dalga sarmaya baslamisti.Nihayet Sofya oto garina ulastik Hasan’la vedalastiktan sonra Neli hanima geldigimi haber vermek icin bir telefon ankesorune gittim. Haskovo’dan aldigim telefon kartiyla bir turlu konusamiyordum. Daha sonra yanima gelen isminin Nail oldugunu sonradan ogrendigim kisi bana yardimci olabilecegini soyleyince olur dedim. Nail beyin yardimiyla Neli hanimla konustum Nail beyde misafiriniz onlarin dedigine gore avtogarin yaninda bulunan Princes otelinin yan tarafinda bulunan bir kafeterya da oldugumu soyledi. Nail bey, nereli oldugumu buraya neden geldigimi sordu. Balikesir’li oldugumu ogrenince kendisi de dort yil Balikesir’de benim okudugum Alisuuri ilk okulunun yanindaki carsida cay ocagi islettigini simdi ise İstanbul – Sofya arasinda bavul ticareti yaptigini soylemisti. Nail beye tesekkur ettikten sonra saat 12. 45 siralarinda Neli hanim geldi.Beyaz pantolonu, kisa kollu mavi beyaz biuzu ve guleryuzuyle hosgeldiniz Ferudun bey diyerek elsikistik. O an birbirimizi ilk kez gormenin heyecanini yasiyorduk. Bir taksiye binerek Dianabad semtinde bulunan evine geldik. Neli hanim, 18 katli blok apartmanin 16’nci katinda oturdugunu soyledi.Mutluydum hem de cok mutlu 57 yillik yasamimda ilk kez bir bayanin evinde dostluk ve arkadaslik duygulari icinde kalmanin mutluluguydu bu! Sofya’da ve Neli hanimin evinde 15 unutulmaz gun gecirdim. İlklerin tum guzelliklerini bu yuksek tahsilli Nazik, kibar ve her zaman guleryuzlu bayanla birlikte tadarak yasadim. Neli hanimin oturdugu apartman kati 2280 metre yuksekligi olan Vitosa dagina bakiyordu. Onunla birlikte bu dagda saglik yuruyusu yaptik. Donusumuzde dagin eteklerinde yer alan “Dragalevskiâ€� Manastirini ziyaret ettik. Neli hanim, beni 19 Eylul 2000 Sali gunu Sofya Radyosu Turkce Yayinlar Bolumune goturdu. Yine ilk kez bir radyoevine ziyarete gidiyordum. O gun redaksiyonda Mujgan Baharova, Sevda Dukkanci, Viyoleta Buzeva, Naci Ferhadov, Muzik redaktoru Ani Mihaylova ve Bolum sefi Ahmet Ali beyefendi bulunuyorlardi. Neli hanim beni tum arkadaslariyla teker teker tanistirdi. Biraz sonra da Mariya Mateeva hanimefendi redaksiyona geldi.Onunla karsilasmamiz heyecan vericiydi elini optum gozlerimden dokulen bir kac damla goz yaslarima mani olamadim.Bu duygu yuklu anlari o gun Turkce Yayinlarinda yasadiklarimi bir omur boyu unutamayacak guzellikleri yasamistim. Mariya hanimefendi Turkce’yi Turk dilini ne kadar guzel konusuyordu onu ve konusmalarini hayranlikla dinliyordum. Onlara getirdigim kucuk hediyelerini vererek o gunku beraberligimizi cektigimiz birbirinden guzel anlari fotograf makinemle ebedilestirdim.Sofya’da kaldigim 15 gun icinde radyoevini ve Turkce Yayinlar redaksiyonunu yedi kez ziyaret ettim. Bu ziyaretlerimde Sevda Dukkanci ve Neli hanimla studyoda soylesilerde bulunduk. Neli hanim, beni Sofyaâ€� St Kliment Ohridskiâ€�Universitesi kutuphane bolumunu gezdirdi. Hafta da iki kez Turkoloji Turk Dili Edebiyati kursusunde ders verdigi sinifi birlikte gezdik. Hatira fotograflari cektirdik. Mariya Hanimefendi beni bir gun Sofya’ya 20 kilometre mesafe de bulunan maden sulari ve kaplicalariyla unlu Koca Balkan dagi eteklerinde bulunan Yaz ve dag sayfiyesi Bankya kasabasina goturdu. Burada bulunan sirin kucuk bir restaurantta birlikte ogle yemegi yedik. Restauranttin ciceklerle suslu bahcesinde hatira fotograflari cektirdik. Neli hanimin evinde 15 unutulmaz gunun sonunda bir omur boyu her zaman buyuk bir mutlulukla yadadecegim anilarla ulkeme ve Balıkesir’r geri dondum.Bulgaristan Radyosu Turkce Yayinlar redaksiyonu calisanlarindan İna Toskova ile 2000 yilinda calismaya baslayan Tanya Blagova hanimlari radyo ziyaretlerimde gorup onlarla tanisamamistim. Cunku bu iki calisan bayan Ankara’ya TRT’nin kursuna gitmislerdi.2002 Yili haziran ayi basinda Tanya Blagova hanimin ikinci kez Ankara’ya TRT’nin kursuna gittigini Neli hanimdan ogrendim. Bu 2000 yilinda radyo ziyaretinde gorup tanisamadigim bayanla tanisip gorusmek icin bir gece İzmir’den gelip Balıkesir’den gecerek Ankara’ ya giden Mavi trenle Ankara’ya gittim. TRT’nin Or – An sitesinde bulunan misafirhanesine bir belediye otobusuyle ulastim. Burada bulunan Tanya Blagova hanimla tanistik o an lobi de kurs icin buraya gelen diger Turki cumhuriyetlerinde radyo ve televizyon spikerleriyle de tanismis oldum. O sabah bir minibusle Ankara’da Bent deresi semtinde bulunan Anadolu Medeniyetleri Muzesini, Ankara Kalesini ve Eski Ankara evlerini ziyaret ettik.Ogle yemegi icin tekrar misafirhaneye geri donduk yemekten sonra yine Ankara’ya Sihhiye semtinde bulunan Ankara Radyosu’nun ilk kez yayinlandigi radyoevini ziyaret ettik.Tanya hanimin e –mail adresini aldim ve ona da Turkce dil konusunda bilgisayari ve interneti bilmedigim halde e-mail alarak internet kafelerde calisan genclere yalvar yakar yazdirarak Turkcesi’nin daha iyi olmasi icin elestiriler yapmaya basladim.Tanya Blagova’ya veda edip tekrar yasadigim kente geri dondum onunla tanisip gorusmekten de cok mutlu olmustum. İkimiz birlikte Anadolu Medeniyetleri Muzesi ‘nin bahcesinde ve Ankara evlerinde hatira fotograflari cektirdik. Daha sonra radyoda calisan Viyoleta Buzeva isimli Bulgar bayana da Turkce dil konusunda elestiriler yapmaya basladim. Mariya abla ve Neli hanima sik sik mektup yaziyor karsilikli telefon konusmalari yapiyorduk. Neli hanimin hazirlayip sundugu Sali sabahlari yayinlanan Ekonomi programinda telefonla bir kac kez dostluk konusmalari yaptim. 2002 Yili agustos ayi ortalarinda bir gun radyomun kisa dalga bandinda Deutsche Welle Almanya’nin Sesi Turkce Yayinlarinda her ay yapilan aylik odullu yarismadan bahsediliyordu. Bu yarismada birinci olacak dinleyiciye dijital bir radyo, iki dinleyiciye dijital radyosu olan iki Walkman, bes dinleyiciye ise Deutsche Welle amblemli armaganlar veriliyordu. Yarisma sorusu ise klasik muzigin unludehalarindan Ludvig van Beethoven’in. Almanya’nin hangi kentinde dogdugunu soruyorlardi. Klasik muzigin bu unlu dehasinin ismini duymustum ama hangi sehirde dogdugunu bilmiyordum. Bunun icin kutuphanede bir ansiklopedi de dogum yerini ogrendim ve radyoya yarismanin cevabini yazarak mektubumu gonderdim.. Bu radyo yayinlari Bulgaristan Radyosu Turkce Yayinlariyla ayni saatte yayinlandigi icin pek dinliyemiyordum. Bir ay sonra radyodan posta kutuma buyuk bir poset zarf buldum. Zarfin icinde Sony marka dijital radyosu olan bir Walkman kulakligiyla beraber agustos ayi yarisma ikincisi olarak bana gonderilmisti. Deutsche Welle Almanya’nin Sesi Radyosuna bir tesekkur mektubu yazip gonderdim. Walkmanim oldugu icin bu armagani zarfiyla beraber Neli hanima gondererek Sofya Gorme Engelliler Okulu’nda iki gozude gormeyen bir cocuga vermesini rica ettim. Neli hanim da bu kucuk ama gorme engelliler icin cok lazim olan hediyemi 13 yasinda iki gozude gormeyenbir kiz cocuguna verdigini bana telefonla soylemisti. 07. Mayis 2004 tarihinde Bulgaristan Ulusal Radyosu cagdas ve modern bir radyo yayinciligi anlayisiyla AB kriterligine uygun olarak internet sitesini biz dinleyicilerinin begenisine sununca bende bir radyo dinleyicisi olarak ogrenmenin yasi yoktur atasozunden yola cikarak bilgisayari ve interneti ogrenmeye karar verdim. Neli Hanim’la 2006 yilinda telefonla yine 12 dakikalik bir dostluk konusmasi gerceklestirdik. Bu dostluk konusmamin uc dakikalik bir bolumu Bulgaristan Radyosu Turkce Yayinlarinin Altin Fonuna alinarak saklandi. Balıkesir Genclik Konseyi ile Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Ogretiyor kursu egitmenlerine burada tesekkur ediyorumTum arkadaslariniza sevgilerimi, simsicak dostluk duygularimi ve selamlarimi gonderiyorum.Dostluk bitmeyen bir ASKTİR!
NESRİN ÖZDOĞAN BBBÖ BALIKESİR EĞİTMENİ
nesrin özdoğan
Yorum gönder Arkadaşıma gönder Puan ver
 
 
Banner ve Logolarımız   |   Sık Sorulan Sorular   |   Katılım Şartları   |   Site Haritası